Ne kadar süre ders çalışılmalı ?

Deniz

New member
Ne Kadar Süre Ders Çalışılmalı? Bir Hikâye Üzerinden Düşünceler

Selam forumdaşlar,

Bazen hayat, küçük kararlarla, bazen de büyük sorularla bizi karşı karşıya bırakır. Bugün ise sizinle böyle bir sorunun üzerine kafa yorduğum bir hikâye paylaşmak istiyorum. Bu hikâye, bir öğrencinin ders çalışma süresiyle ilgili yaptığı bir yolculuğun öyküsü. Ama tam olarak bir yolculuk değil, daha çok bir iç yolculuk. Çünkü ders çalışmak sadece zamanla ölçülemez, değil mi? Zamanla, duygular, düşünceler, sınavlar, korkular ve umutlar karışır. Bu yüzden bu yazıyı, belki de hepimizin içinde yaşadığı bir soru etrafında şekillendireceğim: "Ne kadar süre ders çalışılmalı?"

Hikâye Başlıyor: Arda ve Elif'in Hikâyesi

Arda, okulunun en zeki öğrencilerinden biriydi. Hedefi belliydi, hayalini kurduğu üniversiteyi kazanmak için durmaksızın ders çalışıyordu. Saatlerce kitapların başında, tek başına. Gözleri yorgun, ama kafasında her zaman net bir plan vardı. "Ne kadar çalışırsam, o kadar başarılı olurum," diyordu. Her gün, belirlediği 8 saati doldurduğunda, gününü başarıyla tamamlamış hissediyordu. Ertesi gün ise tekrar başlıyordu, çünkü Arda için zaman, başarıya giden tek yoldu. "Ne kadar çok çalışırsam, o kadar başarılı olurum," diyordu kendi kendine.

Bir gün, Arda'nın yakın arkadaşı Elif, sabah erkenden Arda'nın evine gitmek üzere yola çıktı. Elif, Arda'nın durumunu biliyordu, çünkü her zaman ona "Bu kadar çok çalışmak iyi mi? Gerçekten dinleniyor musun?" diye soruyordu, ama Arda her seferinde "Daha fazla çalışmam gerek" diyordu.

Elif, ders çalışmanın önemli olduğunu kabul ediyordu, ama diğer taraftan, insanların hayatında sadece başarıdan ibaret olmadığını da düşünüyordu. O gün, Arda'nın ders çalışma takıntısının farkına varmıştı. Arda ile birlikte bir kafe açtı ve ona bir içecek alırken, "Arda, ne kadar süre ders çalışman gerektiğini hiç düşündün mü?" diye sordu.

Arda'nın Stratejik Bakışı: Çalışmak, Hedefe Ulaşmak

Arda, Elif'in sorusunu duyduğunda bir an duraksadı, ama sonra gözleri parladı. "Elif, her şeyin bir stratejisi olmalı. Bunu sadece ben değil, herkes biliyor. Ne kadar çok çalışırsam, o kadar iyi olurum. Hedefim var, bunun için savaşmam gerek!" dedi.

Arda'nın bakış açısı, aslında çok tanıdık bir bakış açısıydı. Çalışmak, çaba göstermek, disiplinli olmak... bunlar Arda için hayatın temel taşlarıydı. Erkeklerin genellikle böyle düşünmesini anlayabiliyorum, çünkü çözüm odaklı düşünüyorlar. Bir strateji belirleyip, ona sadık kalarak adım adım ilerlemek, başarıyı getireceğine inanıyorlar. Ama Arda, bir noktada, bu yaklaşımının onu yıpratmaya başladığını fark etmiyordu. 8 saat, 10 saat çalışmanın ardından zihni bitmişti, ama "daha fazla çalışmalıyım" diyerek durmaksızın devam ediyordu.

Elif'in Empatik Bakışı: Başarı ve Sağlık Arasındaki Denge

Elif, Arda'nın düşüncelerine biraz daha derinlemesine bakmaya çalıştı. "Arda," dedi, "Çalışmak çok önemli, ama senin sağlığın ve ruh halin de çok önemli. Bazen, ne kadar süre çalıştığın değil, ne kadar verimli çalıştığın önemli. Eğer kendini bitirirsen, başarıyı tatmanın ne anlamı var? Dinlenmek, rahatlamak, biraz nefes almak... Bunlar da başarıya giden yolun bir parçası."

Elif'in sözleri, Arda'nın kafasında bir şeylerin yerli yerine oturmasını sağladı. Arda, ilk kez durup gerçekten Elif’in bakış açısını anlamaya başladı. Kadınların empatik yaklaşımını her zaman takdir etmişti; çünkü Elif, sadece "başarı"yı değil, "daha iyi bir yaşam"ı savunuyordu. "Belki de Elif haklıdır," diye düşündü Arda. "Belki de sadece daha fazla çalışmak değil, akıl sağlığım ve dinlenmem de önemlidir."

Hikâyenin Sonu: Arda ve Elif'in Ortak Düşüncesi

Bir hafta sonra, Arda, Elif’in önerisini denemeye karar verdi. 8 saat yerine, daha kısa ama verimli ders çalışma seansları yapmaya başladı. Daha çok ara vermeye, sağlıklı uyumaya ve zihnini dinlendirmeye özen gösterdi. Elif’in de dediği gibi, çalışırken dikkati dağılmıyor ve daha hızlı öğreniyordu. Arda, “Yavaşladım ama hızlandım!” diyerek gülmeye başladı.

Bir gün Arda, Elif’e teşekkür etti: “Belki de bu kadar süre ders çalışmak yerine, biraz da dinlenmem gerekiyordu. Zihnim ve bedenim daha sağlıklı, daha dengeliyim. Verimli çalışmanın ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.”

Elif de gülerek, “Ne demişler, başarı, sadece hedefe ulaşmak değil, yolculuğu da doğru şekilde yapmak,” dedi.

Forumdaşlara Soruyorum: Sizce Ne Kadar Süre Ders Çalışılmalı?

Hikâyemiz burada sona eriyor ama aslında hala çok sorumuz var! Her birimiz, bu konuda kendi yolculuğumuzu yaşıyoruz. Hangi yaklaşım daha sağlıklı? Arda’nın çözüm odaklı ve stratejik yaklaşımı mı, yoksa Elif’in empatik ve dengeyi gözeten bakış açısı mı? Ne kadar süre ders çalışmalıyız? 8 saat mi, 4 saat mi, yoksa aralarda bol bol molalar mı?

Hikâyeye nasıl bağlandığınızı ve sizin ders çalışma düzeninizi merak ediyorum. Hep birlikte bu konuyu derinlemesine tartışalım, bakalım neler çıkar!
 
Üst