Otantik kendilik nedir ?

Zeynep

New member
Otantik Kendilik: Bir Hikâye Üzerinden Keşif

Herkese merhaba! Bugün sizlerle bir hikâye paylaşmak istiyorum. Birçok insanın hayatında karşılaştığı ama bazen farkında bile olamayacağı bir kavramdan, otantik kendilikten bahsedeceğiz. Ama bunu teorik bir anlatımla değil, günlük yaşamda karşımıza çıkabilecek bir olay üzerinden yapacağız. Kısa bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Hazırsanız, hikâyemizi başlayalım.

Hikâyenin Başlangıcı: Kendi Yolunu Bulmak

Ahmet, hayatının dönüm noktasına gelmişti. Bir süredir hem işinde hem de kişisel yaşamında oldukça huzursuzdu. Çevresindekiler ona hep daha fazla çalışması gerektiğini, daha çok para kazanması gerektiğini, daha fazla “başarı” elde etmesi gerektiğini söylüyordu. Ama bir şeyler eksikti. Bu başarıların ve görünür zaferlerin arkasında gerçekten ne vardı? Kendisini bu kadar yıpratmasına değen bir şey mi vardı?

Bir gün, eski bir arkadaşı olan Elif’le bir kahve içmek üzere buluştular. Elif, hayatını oldukça rahat bir şekilde, kendi değerleriyle uyumlu bir şekilde yaşamayı başarmış, dışarıdan bakıldığında neredeyse her konuda dengede kalabilen bir kadındı. Ahmet, ona durumu anlatırken, içindeki boşluğu ve huzursuzluğu hissedebiliyordu. Elif, ona oldukça samimi bir şekilde şu soruyu sordu: “Peki ya sen, gerçekten kim olmak istiyorsun? Bu kadar uğraştığın hedeflerin arkasındaki kişi kim?”

Bu soru, Ahmet’in yıllardır düşünmediği bir şeydi. Dışarıdan gelen beklentilere nasıl adapte olacağını düşünürken, kendisini unuttuğunun farkına varmıştı.

Çözüm Odaklı Ahmet ve İlişkisel Elif

Ahmet, bu soruya biraz tereddütle cevap verdi. “Bilmiyorum, sanırım önce şu kariyerimi bir düzene sokmam gerekiyor,” dedi. Elif, onun yüzüne bakarak gülümsedi. “Ama bunu yaparken, gerçekten kendini bulabilmek için ne yapman gerektiğini düşünüyor musun? Başarı sadece bir noktada var olmanla mı ilgili, yoksa nasıl bir insan olduğunla mı?”

Bu sözler, Ahmet için bir uyanıştı. Ahmet, erkeklerin genel olarak çözüm odaklı yaklaşımlarını benimseyen biriydi. Zihninde her zaman bir çözüm olmalıydı, her sorunun bir cevabı olmalıydı. Ama bu sefer çözüm, dışarıdan gelen baskılara göre değil, kendi içindeki boşluğu ve huzursuzluğu nasıl giderebileceğiyle alakalıydı.

Elif’in bakış açısı ise oldukça farklıydı. Kadınlar genellikle daha çok ilişkiler ve toplumsal bağlam üzerinden düşünürler. Ahmet’in cevabına, çok daha empatik bir yaklaşımla, “Bazen çözüm bulmak, daha çok içsel bir keşif yapmakla ilgili olabilir,” dedi. “Ve belki de bunu başarmanın ilk adımı, bu duyguları kabul etmek ve onlarla barış yapmaktır.”

Elif, Ahmet’e kendi deneyimlerinden bahsetti. Bazen, tüm çözüm odaklı düşünceler ve dışarıdan gelen baskılardan uzaklaşıp, yalnızca kendisiyle bağlantı kurmanın insanı ne kadar dönüştürebileceğini anlatıyordu. Ahmet, Elif’in söylediklerini anlamakta zorlanıyordu, çünkü o, toplumun bir erkeğe dayattığı başarı tanımına göre yaşamaya alışmıştı.

Otantik Kendilik: Ahmet’in Yolu

Günler geçtikçe, Ahmet’in zihninde bir şeyler değişmeye başladı. Elif’in söyledikleri ona bir şekilde otantik kendiliği keşfetme yolunda bir ışık olmuştu. Artık sadece dışarıdan gelen baskılara göre hareket etmek istemiyordu. Kendisini gerçekten neyin mutlu edeceğini, hangi değerlerin onun iç dünyasına hitap ettiğini sorgulamaya başladı. Yavaşça, çözüm odaklı düşünmenin de bazen insana daha derin bir sorumluluk yüklediğini fark etti.

Bir hafta sonra Ahmet, iş yerinde büyük bir proje teklifini reddetti. Çünkü o projeyi kabul etmek, içinde bulunduğu boşluğu doldurmak için bir çözüm değildi, sadece bir “daha fazla”ydı. Bu karar, Ahmet için oldukça zorlayıcı oldu, ancak aynı zamanda bir dönüm noktasıydı. İçsel huzuru, dışarıdan gelen başarı baskılarından daha önemliydi.

Ahmet, sonunda kendi kimliğini ve değerlerini daha çok sahiplenmeye başladı. Elif’in önerileri doğrultusunda, kişisel gelişimine daha fazla yatırım yaptı. Sosyal ilişkilerinde de, sadece dışarıdan gelen beklentilerle değil, kendi içsel doğrularına göre hareket etti. Artık “otantik” kelimesi onun için, toplumsal cinsiyet rolleri, sınıf baskıları ya da herhangi bir norm tarafından şekillendirilmeyen bir yaşamı ifade ediyordu.

Kadın ve Erkek Perspektifleri: Empati ve Strateji Arasında

Ahmet ve Elif’in bu hikâyesi, erkeklerin genellikle çözüm odaklı, stratejik bir yaklaşım benimsemeleriyle kadınların empatik ve ilişkisel bakış açılarını dengelemektedir. Ahmet, başlangıçta tüm sorunları çözmeye odaklanmışken, Elif ona daha çok “olmak” ve “deneyimlemek” üzerine düşünmesini önerdi. Ahmet, bu içsel keşif yolunda kadının empatik bakış açısının ne kadar dönüştürücü olabileceğini fark etti.

Hikâyedeki bu dinamik, aslında toplumsal cinsiyetin, erkeklerin ve kadınların nasıl farklı bakış açıları geliştirdiğini gösteriyor. Erkekler genellikle dışarıdan gelen çözüm arayışlarına odaklanırken, kadınlar daha çok toplumsal ilişkiler ve duygusal bağlam üzerinden çözüm üretmeye çalışırlar. Fakat bu farklı yaklaşımlar birbirini tamamlayıcıdır. Erkeklerin daha stratejik bakış açıları ve kadınların daha empatik bakış açıları, birlikte düşünüldüğünde daha güçlü ve dengeli bir yaşam perspektifi sunabilir.

Sonuç: Otantik Kendiliğe Giden Yolda Bireysel Keşif

Ahmet’in hikâyesi, otantik kendiliğin bir sürecin sonucu olduğunu gösteriyor. Otantik olmak, sadece dışarıdan gelen baskılarla değil, kendi içsel değerlerimiz ve kimliğimizle barış yaparak mümkün oluyor. Kendimizi bulmak, toplumsal normlara meydan okumak ve kendi doğrularımıza göre yaşamak, ancak cesaretle yapılabilecek bir yolculuk.

Peki, sizce otantik kendilik, sadece erkekler ve kadınlar için farklı mı şekillenir? Ya da bu yolculukta toplumsal cinsiyetin etkileri nasıl azalabilir? Düşüncelerinizi paylaşmak için yorumlara yazabilirsiniz.

Kaynaklar:

Gergen, K. J. (2009). *The Social Construction of the Self.

Brown, B. (2010). *The Gifts of Imperfection: Let Go of Who You Think You're Supposed to Be and Embrace Who You Are.
 
Üst